19 Mayıs 2010 Çarşamba

Son...

Bu yazıyı senin olmadığın diyardan yazıyorum. Rüzgarların yalnızlık koktuğu, yağmur damlalarının şehre hüzün indirdiği yerden. Gözlerimin karanlığın mavisine hapsolduğu yere yazıyorum. Sensizliğe ağlayamıyorum artık, gözlerim kurudu. Bırakıp gidiyorum. Şehrin sokaklarından akan sulara inat sana olan hasretimi taşıyorum sırtımda...

Yeşil gözlü yoksun biliyorum, olmayacaksın. Bu benim ölümüm demiştim sana... İşte ölüyorum yavaş yavaş. Ve sen kalıyorsun geride; karanlığın mavisinde tutuklu kalmış bir çift yeşil göz. Seni seviyorum ve sevgiyi taşıyorum kalbimin her parçasında. Her nefes alışımda seni soluyorum havadan ve seni teneffüs ediyorum yalnızlığımı hapsettiğim gökyüzünden....

Gözlerim hayallerin ardına takılı kalmış, bulutların ötesinde seni arıyorum, güneşle bir olup güler misin diye. Bitiyorum yeşil gözlü yavaş yavaş bitiyorum. Sensizlik bedenim oluyor; yok oluyorum... Karanlığa saplanan bir çığlık olup gömülüyorum gecenin soğuğuna...

Yok oluyorum yeşil gözlü...

Anla beni ne olur anla...

Dön diyorum sesim varmıyor yanına, gücüm yetmiyor ellerini tutmaya, bir kalbim var sana ulaşan, geri çevirme yeşil gözlü....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder